Tarım, insanlık tarihi boyunca hayati bir öneme sahip olan bir faaliyettir. Beslenme, barınma ve giyim gibi temel ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra, ulusal gelire, dış ticarete, istihdama ve kalkınmanın finansmanına katkı sağlaması, sanayiye hammadde üretmesi gibi görevleri de vardır. Bu nedenle tarım, bir ülke için stratejik bir sektördür. Bir toplumun her yönden sağlıklı gelişmesi ve büyümesi için olmazsa olmazıdır.

Özellikle pandemi sürecinde tarımın önemi daha da artmıştır. Covid-19 salgını gıda tedarik zincirinin birinci halkasını oluşturan tarımın ne kadar kritik olduğunu göstermiştir. Salgın nedeniyle birçok ülke tarımsal ürün ihracatını durdurmuş veya sınırlamıştır. Bu da gıda güvenliği ve egemenliği açısından dışa bağımlılığın risklerini ortaya koymuştur.

Türkiye ise tarım potansiyeli yüksek bir ülkedir. Verimli topraklara, iklim çeşitliliğine, zengin biyolojik çeşitliliğe ve genç nüfusa sahiptir. Ancak bu potansiyeli tam olarak değerlendirememektedir. Tarımsal üretimde yüksek maliyetler, düşük desteklemeler, planlama eksikliği, kooperatifleşme yetersizliği, teknoloji kullanımının azlığı gibi sorunlar yaşanmaktadır.

Bu sorunların çözülmesi için acil ve çağımıza uygun güncel tarım reformlarına ihtiyaç vardır. Tarım sektörüne daha fazla yatırım yapılmalı, çiftçilerin gelirleri artırılmalı, stratejik ürünlere öncelik verilmeli, ilçe bazlı kooperatifler desteklenmeli ve teknoloji ile tarım teknikleri harmanlanmalı verimlilik ve kalite sağlanmalıdır.

Tarımı yeniden ekonominin lokomotifi haline getirmek için bu adımlar atılmalıdır. Böylece hem kendi gıda ihtiyacımızı karşılayabilir hem de dünya pazarlarında rekabet edebiliriz. Tarımın gelişmesi ekonominin gelişmesi, enflasyon canavarı ile mücadeledeki en etkin silahımız olacaktır.

 

 

Hakan Yüksel

Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu

Genel Başkanı