DÜNYA TARIM VE GIDA ÖRGÜTLERİ ORTAK İŞBİRLİĞİ KURULU

 

PLATFORMUN AMACI;

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), gıda güvenliğini, “Bütün insanların, her zaman, aktif ve sağlıklı yaşamı için gerekli olan besin ihtiyaçlarını ve gıda önceliklerini karşılayabilmek amacıyla, yeterli, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıdaya, fiziksel ve ekonomik bakımdan sürekli erişebilmeleri” olarak tanımlamaktadır. Bu tanıma göre, gıda güvenliğini oluşturan dört temel boyut bulunmaktadır. Bu boyutlar; bulunabilirlik, erişilebilirlik, kullanılabilirlik ve istikrardır.

İçinde bulunduğumuz çağımızda artık, sadece ben, sadece benim toplumum, sadece benim ülkem diye bir kavramın geçerliliğin kalmadığını bilmeliyiz. Ülkeler arasında her ne kadar bir sınır çizgileri olsa da, artık ekonomiler, sirayetler, sanayiler, eğitimler hatta toplumsal güvenlik birbirine entegre olmuş, birbirine bağlanmış, birbirinden etkilenmektedir.

Her geçen gün dünyamızı çok yakından ilgilendiren önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Özellikle gıda arzı güvenliği dünyada yaşayan her toplumu hatta her bireyi bire bir ilgilendiren bir gerçekliktir.

Günümüzde yaklaşık olarak 800 milyon insanın açlık çektiği, yaklaşık 2 milyar insanın da olumsuz koşullarda beslenmeye çalıştığı dünyamızda ciddi ölçüde gıda sıkıntısı yaşanmaktadır. Konu yalnızca gıda güvenliği bağlamında değil gıda arz güvenliği bağlamında da değerlendirilecek boyuttadır. İş bu konu Birleşmiş Milletler tarafından 1966 tarihinde imzalanan ve 1976 tarihinde yürürlüğe giren Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi madde 11’de açıklanan nedenlerle beraber Birleşmiş Milletler (BM) ve devletimizin ilgili kurum ve kuruluşları tarafından takip edilse de, savunma ve güvenliği de yakından ilgilendiren bu konu hakkında kamuoyunda yeteri kadar farkındalık yaratıldığını söylemek pek mümkün görünmemektedir.

 

GIDA GÜVENLİĞİ DEDİĞİMİZDE NE ANLIYORUZ?

Gıda güvenliğini ya açlıkla ya da aç insan sayısıyla ölçülebiliyor. Esasen gıda güvenliği insanların dünyada üretilen gıdalara yeterli ölçüde erişiminin olmasıdır.  Ancak FAO verilerine göre, gıda hâlâ 800 milyonun üzerindeki bir nüfusa yeterince ulaşamıyor. 2017’de 821 milyon, 2018’de 830 milyon 2019 a ulaştı. 2020’de 835 milyon, 2021’de 851 milyon insanın açlık çektiği gibi her yıl arttığını görmekteyiz.  Yine birçok istatistiklere göre ürettiğimiz gıdanın üçte birini, yani 1,3 milyar ton gıdayı çöpe atıyoruz. Esasen dünya genelinde meydana gelen kayıp ve israfın sadece dörtte biriyle 850 milyon insanı çok rahat besleyebiliriz. Ciddi miktarda enerji, doğal kaynak, su, elektrik ve insan gücü kullanımıyla üretilen gıda yetersiz teknoloji, verimli ve etkin lojistik yönetimi eksikliği, insan kaynağı ya da bilgi yetersizliği yüzünden bir sene içinde kaybediliyor veya çöpe gidiyor. Bu durumu pek de önemiyoruz.

 GIDA GÜVENLİĞİ İÇİN EN TEMELDE;

  • Tarımsal faaliyetlerdeki sürdürülebilirliği sağlamak,
  • Kırsal nüfusu yerinde korumak,
  • Genç üreticileri tarımsal faaliyetlere teşvik edebilmek,
  • İsrafı engellemek,
  • Güvenilir gıda üretimi için gerekli yan sanayiyi geliştirmek,
  • Yeterli, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıda üretimi teşvik etmek ve bu gıdaya toplumların fiziksel ve ekonomik bakımdan sürekli erişebilmeleri sağlamak,

 İşte gıda güvenliğini bütün bunların çerçevesinde değerlendirmemiz gerekiyor.

TARIM VE GIDA’NIN ÖNEMİ!

Tarım, nüfusun beslenmesini sağlamanın yanı sıra milli gelire, istihdama, dış ticarete, tarıma dayalı ve bağlı sanayilere yaptığı katkıdan dolayı sosyal ve ekonomik açıdan stratejik öneme sahip bir sektör olarak kabul ediliyor.

Birleşmiş Milletler tarafından yapılan tahminlere göre dünya nüfusunun 2030 yılında 8,6 milyara, 2050 yılında ise 9,8 milyara ulaşacağı bekleniyor. Dünya nüfusuna her yıl yaklaşık 80-85 milyon insan katılmaktadır. Artan nüfus ile birlikte besin gereksiniminin de artması tarımsal sürdürülebilirliğin ne kadar önemli olduğunun açık bir göstergesidir.

Tarım, yoğun iş gücü gerektiren bir sektör olup çalışacak insan gücüne ihtiyaç duymaktadır. Bu bakımdan tarımsal sürdürülebilirlik için öncelikle kırsal nüfusa gerek vardır. Tüm dünyada da kırsal nüfus azalma eğilimindedir. Günümüzde dünya nüfusu içerisinde kırsal nüfus oranı  yüzde 40’a kadar düşmüştür. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre bu oran ABD’de yüzde 18, Fransa’da yüzde 20, Almanya’da yüzde 24, Danimarka’da yüzde 12, Hollanda’da yüzde 8, Türkiye’de yüzde 11, İtalya’da yüzde 32, Çin’de yüzde 42’dir.

Dünya genelinde çiftçilerin kırsal alandan kopma eğilimlerinin altında kırsal alandaki alt yapı, eğitim, sağlık, sosyal donatıların eksikleri, iklimsel baskılar en başta gelmektedir.  Bu konularda kırsal alana yapılacak yatırımlar son derece kıymetlidir. Kırsal alandan ve tarımsal faaliyetten kopmalar genç nüfusta daha belirgin hale gelmiştir.

Kırsal nüfusu yerinde tutarak kalkınmayı sağlayabilmek için alternatif iş olanaklarının artırılması ve tarıma dayalı sanayilerin geliştirilmesi son derece önemlidir. Kırsal nüfus hızla yaşlanmaktadır. Dünya genelinde çiftçi yaş ortalaması 55’lere dayanmaktadır.  Maalesef genç çiftçiler, şehirde yaşamak uğruna daha düşük bir gelir düzeyine bile razı olmaktadır.

 

SONUÇ OLARAK;

Dünya çiftçilerimiz iklim değişikliği, sosyal ve ekonomik sebepler, yanlış politikalar, kentlerin cazibesi, gençlerin kırsalda kalmak istememeleri gibi birçok gerekçeler ile tarımsal faaliyetten uzaklaşmaktadır. Bu durum yılda 80-85 milyondan fazla artan dünya nüfusunun her geçen gün gıda erişimini zorlaştıracağı, her geçen yıl açlık ile mücadele eden insan sayısının da artacağını görmekteyiz.

Bu gerçeklik yakın zamanda GIDA GÜVENLİĞİ meselesinin ötesine geçerek, ülkeler için MİLLİ GÜVENLİK meselesi haline gelecektir. Yukarıda da belirtiğimiz gibi artık herhangi bir ülkede olan her GÜVENLİK sorunu önce komşu ülkelerine, sonra da diğer dünya ülkelerine yansıyacaktır.  Dünya nüfusu içinde aç ve/veya gıda erişimine sahip olmayanların oranının %20’lere ulaşması, dünya için önce sosyal ve ekonomik krizlere, ardından toplumsal göçlere sonra da dünya ülkeleri tek tek kendilerini “MİLLİ GÜVENLİK TEHDİDİ” içinde bulacaktır.  Daha da geç kalmadan eğer gerekli önlemler ve tedbirler alınmaz ise 2050-2060’lı yıllarda bu durum ile karşı karşıya kalınacağı KESİNDİR.

Tüm dünya insanları COVİD-19 salgınında evlerine kapandı, teknoloji, otomobil, silah, petrol, altın yâda AVM’ler olmadan yaşayabildiklerini gördü ve tecrübe etti.

  • Peki, gıdaya erişim olmasaydı bu süreci atlatabilir miydi?
  • Aç olan bir insan, bir insan topluğu neler yapabilir?
  • Ne yapmasını isterdiniz?
  • Aç olan siz ve/veya sizin çocuğunuz olsa neler yapardınız?

NELER YAPILMALI? BU PLATFOM İLE NELER YAPMAYA ÇALIŞIYORUZ?

Dünya’nın artık sadece haritalar üzerinde sınırlarının olduğunu, ekonomik ve sosyal olarak artık birbirine bağlı hatta bağımlı olduğunu zaten yukarıda da belirtmiştik. GIDA ARZI GÜVENLİĞİ sadece bir toplumun, bir bölgenin, hatta bir ülkenin sorunu olmaktan çok öte bir şey olduğunu da anlatmaya çalıştık.

Her geçen yıl büyüyen bu DÜNYA GIDA ARZI GÜVENLİĞİ sorunun çözümü için tüm dünya ülkelerindeki politikacılar, liderler, ilgili kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, sanayi kuruluşları, enstitüler, eğitim kurum ve kuruluşları ortak bir dil geliştirmelidir. Bu oluşturulan ortak dil ile sorunların üzerine siyasetten uzak tarafsız, çıkar ilişkilerinden uzak, tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde bilimsel ve araştırmacı bir göz ile sosyal, kültürel, ekonomik iş birliği entegrasyonunu sağlamalıdır.

DÜNYA TARIM VE GIDA ÖRGÜTLERİ ORTAK İŞBİRLİĞİ KURULU’NUN KURULUŞ AMACI

  • Dünya Tarım ve Gıda Örgütleri Ortak İşbirliği Kurulu bu amaçları gerçekleştirmek, tüm dünya ülkelerindeki politikacılar, liderler, ilgili kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, sanayi kuruluşları, enstitüler, eğitim kurum ve kuruluşları ile o ülkedeki gerçeklikleri gözeterek ortak bir dil geliştirmek,
  • Kurula üye olan ülkelerdeki ilgili kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, sanayi kuruluşları, enstitüler, eğitim kurum ve kuruluşların tecrübelerinden yararlanarak ortak projeler, planlar ve politikalar üretmek,
  • Her geçen yıl büyüyen DÜNYA GIDA ARZI GÜVENLİĞİ sorununa ortak çözümler üretmek bu çözümleri ilgili kamu-kurum ve kuruluşlarla paylaşarak kamuoyu oluşturmak,
  • Tüm dünya ülkelerindeki politikacılar, liderler, ilgili kamu kurumları, sivil toplum kuruluşlarında ve kamu-oyunda farkındalık üretmek,
  • Kurula üye ülkelerin, sosyal, kültürel, ekonomik, iklim, coğrafya, endemik bitki ve hayvan varlıklarına göre yeni üretim modelleri oluşturmaya çalışmak,
  • Tarımsal üretimde verimliği, kaliteyi artıracak teknoloji, mekanizasyon, know-how ve bilgi paylaşımı ortak havuzlar oluşturmak,
  • Kurula üye ülkelerin, sosyal, kültürel, ekonomik durumu gözetilerek var olan kırsal nüfusu korumaya, göçü engellemeye, genç çiftçi varlığını artırmaya yönelik projeler üretmek, uygulamak,
  • Kurula üye ülkelerin, sosyal, kültürel, ekonomik gelişmişliği sağlayabilecek ortak pazar ve pazar araştırmaları çalışmaları yürütmek,
  • Dünya çiftçilerinin gelirini artıracak destekleme, teşvik, kredi gibi olanakların geliştirilmesine rehberlik etmek, sorunlara gerçekçi yaklaşım ile insan odaklı politikalar da geliştirilmesine katkı sunmak,

Dünya çiftçilerinin gelir seviyelerinin yükseltilmesine, sürdürülebilir bir kalkınmayı esas alarak çağdaş dünya standartlarında bir yaşam kalitesine ulaşabilmelerine rehberlik eder bir PLATFOM olmak başlıca amaçlarımız arasında yer almaktadır.

Dünya Tarım ve Gıda Örgütleri Ortak İşbirliği Kurulu

null